Bizden Haberler

Bizden Haberler (22)

Mersin Akkuya’da yapılacak olan nükleer santral ile ilgili olarak

Mersin Akkuya’da yapılacak olan nükleer santral ile ilgili olarak 13 Mart 2015 Cuma günü AKKUYU NÜKLEER A.Ş. tarafından bölümümüzde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Fizikçi Uzman Zeynep Yarar, öğrencilerin Rusya’da alacakları eğitim ve bu eğitimi almak için yapılacak olan sınav hakkında bilgi vererek öğrencilerin sorularını yanıtladı.

1

2

Fizik Mühendisleri Odası ile birlikte sertifikalı ‘’SOLIDWORKS’’ eğitim semineri düzenlenmektedir.

Fizik Mühendisleri Odası ile birliktesertifikalı ‘’SOLIDWORKS’’ eğitim semineri düzenlenmektedir.

solid-works

Akkuyu ve Sinop Santrali çalışsaydı, her yıl bir Boğaz Köprüsü yapardık

Published in Bizden Haberler

Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Türkiye Atom Enerji Kurumu (TAEK) Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, dünyanın petrol zengini ülkelerinin bile nükleer santraller kurduğunu belirterek, “Türkiye 2023 hedefine ulaşmak istiyorsa mutlaka nükleer santraller kurmalıdır. Eğer, şuanda Sinop ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali çalışıyor olsaydı, elektrik üretimimizin yüzde 30’unu karşılıyor olacaklardı. Bir başka ifadeyle, her yıl bir boğaz köprüsü yapacaktık” dedi.

2023 HEDEFİ İÇİN NÜKLEER ENERJİ ŞART

Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisinden birisi olarak,25 bin Dolar’lık kişi başına milli gelire sahip, 500 milyar Dolar ihracatlı bir ülke hedeflediğini vurgulayan Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, bu hedefi destekleyecek enerji kaynaklarına bakıldığında, enerji ithalatının yüzde 72 oranında dışa bağımlı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin kullandığı doğalgazın yüzde 98’ini, petrolün yüzde 92’sini, kömürün ise yüzde 30’unu ithal ettiğini kaydeden Prof. Dr. Yazıcı, “Rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji santrallerinin kurulabileceği alan miktarı çok kısıtlıdır. Enerji kaynaklarımız kısıtlı ve dışa bağımlıyken, elektrik talebimiz yılda yüzde 7-8 artmaktadır. Bu talebi karşılamak için ise, kurulu gücümüze yıllık 4000 – 5000 MW ilave yapmamız gerekmektedir. Türkiye, elektrik talep artışında 1.4 milyar nüfuslu Çin’den sonra ikinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır” diye konuştu.

PETROL ÜLKELERİ BİLE NÜKLEER SANTRAL YAPIYOR

Dünya’nın elektrik ihtiyacının yüzde 13’ünü nükleer enerjiden karşılarken, bu oranın Türkiye için ‘O’ olduğuna işaret eden Prof. Dr. Necmeddin Yazıcı, “Dünya elektrik ihtiyacının 2010 ile 2035 arasında yılda ortalama 2.2, toplamda ise yüzde 70 artacağı öngörülmektedir. OECD ülkelerinde ise bu rakamın yüzde 80’i bulacağı kaçınılmazdır. Dünyanın 2035 yılına kadar nükleer kaynaklı elektrik üretiminde kurulu güç yüzde 58 oranında artacaktır. Bugün, Fransa’nın nükleer enerjinin elektrik kullanımındaki payı yüzde 78, Belçika’nın yüzde 54, İsviçre’nin yüzde 54, ABD’nin yüzde 19, Rusya’nın yüzde 18, Ukrayna’nın yüzde 48’dir” dedi. Dünya’daki 31 ülkede 437 nükleer reaktörün işletildiğini vurgulayan Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, “Nükleer enerji santraline sahip 31 ülkeden 10’unun nüfusu İstanbul’dan küçük olup, petrol ve doğalgaz bağımlısı ülkemizde nükleer santral yokken, petrol ve doğal gaz zengini G. Afrika, Rusya, ABD, Kanada, Meksika, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde nükleer santrallerin bulunması ve kurulma çalışmalarının sürdürülmesi anlamlıdır” diye konuştu.

7 GÜN 24 SAAT ENERJİ

Halen, dünyanın 14 ülkesinde 68 nükleer reaktör inşaatının devam ettiğini vurgulayan TAEK Danışma Kurulu Üyesi ve GAÜN Fizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yazıcı, “ABD Mart 2013 itibarıyla 3 nükleer reaktörün inşaatına başladı. İngiltere 2025’e kadar nükleer reaktör kurulması için 8 saha belirledi. Birleşik Arap Emirlikleri bile, 4 nükleer reaktörü 2020 yılına kadar işletmeye almayı planlamaktadır. Dünya ülkelerinin 2030 yılına kadar programına dâhil ettiği nüler reaktör sayısı ise 317’dir” şeklinde konuştu. Yenilenebilir enerjinin, nükleer enerjinin rakibi değil tamamlayıcısı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yazıcı, “Yenilenebilir enerjinin üretimi iklim şartlarına bağlıyken, nükleer enerjinin üretimi 24 saat, 7 gün mümkündür. Çünkü her zaman rüzgâr esmez, güneş çıkmaz, yağış yağmaz. Ama nükleer santral her zaman çalışır. Bakım dönemlerine göre değerlendirildiğinde ise, nükleer santraller 8000 saat çalışırken, hidroelektrik santrallerden 4000 saat, rüzgârdan 3000 saat, güneşten ise 2500 saat elektrik üretmek mümkündür” dedi.

AKKUYU ÇALIŞSAYDI 7.2 MİLYAR DOLAR ÖDEMEZDİK

Nükleer enerji santralleriyle, yenilenebilir enerji santrallerinin kapladıkları alana göre mukayese edildiğinde bariz bir farkın ortaya çıktığını anlatan Yazıcı, “Akkuyu Nükleer Santrali’nin yerine, rüzgâr santrali kurulması halinde Yalova’nın tamamının rüzgâr panelleriyle kaplanması gerekir. Hidroelektrik santrali kurulması halinde ise Düzce’nin tamamını su altında bırakmamız gerekecektir. 2023 yılına kadar Akkuyu ve Sinop Nükleer Santralleri işletmeye alınabilirse, o zamanki kurulu gücümüzün yüzde 10’unu nükleer santraller oluşturacaktır” görüşünü belirtti. Akkuyu ve Sinop Santrali’nin bugün devreye alınmış olması halinde, mevcut elektrik ihtiyacımızın yüzde 33’ünün karşılanıyor olacağının altını çizen Prof. Dr. Yazıcı açıklamasını şöyle sürdürdü: “ Sadece Akkuyu, elektrik üretimimizin yüzde 17’sini karşılayacak kapasitede olup, bu iki santralin kurulmasıyla 16 milyar metreküp doğalgaz ithal etmekten, dolayısıyla yılda 7.2 milyar Dolar ödemekten kurtulmuş olacaktık. Akkuyu Nükleer Enerji Santral İnşaatı en yoğun olduğu dönemde 10 bin kişiye istihdam imkanı sağlayacak, Türk firmaları makine, ekipman üretiminden 8 milyar Dolar gelir elde edebilecektir. Eğer bu iki santral çalışıyor olsaydı, her yıl bir Boğaz Köprüsü yapacaktık.”

1 PAKET SİGARAYLA 20 KAT RADYASYON

Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’ne göre, halk için kabul edilebilir radyasyon doz sınırının yılda 1 mSv olduğunu, özel durumlarda ise 5 yılın ortalamasının 5 mSv’ye kadar izin verilebildiğine işaret eden GAÜN Fizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı dünyada doğal radyasyon yoluyla alınan ortalama etkin dozun 2.4 mSv olduğunu, ABD’de nükleer santrallerin sınırında yaşayan kişilerin bile doğal yollardan aldığı radyasyon miktarının yüzde birinden daha az radyasyonu nükleer santralden aldığını vurgulayarak şöyle dedi: “ Günde 1 paket sigara içen kişinin yılda alacağı doz miktarı nükleer santralden alacağı radyasyonun 20 katı, bilgisayarlı tomografi çektiren bir kişini aldığı doz ise 11.1 mSv yani, 1100 katıdır. 8 saat uçarak Ankara’dan Washington’a giden bir kişi, nükleer santralden alınan dozun 2.7 katı kadar, göğüs ve diş röntgeni çekilen hasta ise 10 katı kadar radyasyon almaktadır.”

TURİZMİ OLUMSUZ ETKİLEMEZ

Nükleer santrallerin yapıldığı yerlerde turizmin baltalanacağını iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirten Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, “Akkuyu sahası Antalya’ya 300 kilometre, Romanya’daki Cernovoda Santrali ise 400 kilometre uzaklıkta” dedi. Dünya’nın en önemli turizm merkezlerinin çok yakınında nükleer enerji santrallerinin bulunduğunu da ifade eden Yazıcı bununla ilgili şu örnekleri verdi: “Paris’e 200 kilometreden daha yakın 6 nükleer santral var. Nogent Santrali’nin Paris’e uzaklığı sadece 70 kilometredir. İspanya’nın Madrid Kenti’nin 200 kilometre uzağında 4 nükleer santral çalışmaktadır. Londra’nın 200 kilometre yakınında 8 nükleer santral faaliyet gösteriyor. Fransa’nın dünya kültür mirası listesindeki Lorie Nehri’nin üzerinde ise 14 nükleer güç santrali var ve bu nehir üzerinde bot gezintisi yapılması yaygın bir turizm aktivitesidir. Tarım için de nükleer santraller tehlike değildir. Nitekim ABM 42.8 milyar Dolar’lık ihracatla dünyanın en fazla tarımsal ihracat yapan ülke, Fransa ise ikinci ülkesidir.”

GAÜN’lü Yazıcı’ya önemli görev

Published in Bizden Haberler

Gaziantep Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Fizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, ülkemizin Atom Enerjisi temel politikalarını belirleyen Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) Danışma Kurulu’na seçildi.

TAEK’in temel görevlerinin, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla ülke yararına kullanılmasında izlenecek ulusal politikanın esasları ve bu konudaki plan ve programlarını belirlemek; ülkenin nükleer enerji ve teknoloji alanda yapılan her türlü bilimsel, teknik araştırmaları yapmak ve bu alanda yapılacak çalışmaları koordine ve teşvik etmek olduğunu belirten Prof. Dr. Yazıcı, “TAEK ayrıca nükleer hammadde, radyasyon cihazları ve iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları üreten, bunları ithal ve ihraç eden, kullanan, ticaretini yapan, depolayan ve nakli gibi konularda yükümlülük esaslarını belirleme görevini yerine getirmektedir. Ayrıca, bu alanda faaliyet gösteren tüm resmi ve özel kurum, kuruluş ve kişilere lisans vermek, radyasyon güvenliği bakımından bunları denetlemek, bu kaynakların zararlarına karşı korunmayı sağlayıcı ilkeleri belirleyen ve önlemleri aldırtan tek yetkili kuruluştur” dedi.

TAEK Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, bu kurulun üyelerinin Türkiye’deki üniversitelerin nükleer alanda nitelikli çalışmalar yapan öğretim üyeleri ile diğer ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan, TAEK’in görev ve sorumluluklarını ilgilendiren alanlarda üst düzeyde bilgi sahibi olan uzmanlar arasından seçilip, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı tarafından atandığını kaydetti. Türkiye’nin sahip olduğu nükleer bilgi birikimini, nükleer enerji ve teknolojik uygulamalarda yeterince değerlendiremediğini ifade eden Prof. Dr. A. Necmeddin Yazıcı, “Bu alanda yapılması gereken faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için çok zaman kaybedilmiştir. Türkiye’nin nükleer enerji ve teknoloji konusunda gelişmiş ülkelerin seviyesine çıkabilmek için gerekli adımların bir an önce atılması gerekmektedir. Bu kuruda görev yapacak diğer arkadaşlarımla birlikte, yıllar içinde edindiğim bilgi ve birikimi ülkemizde ileri seviye nükleer teknoloji uygulamaları konusunda yapılacak olan çalışmalara katkı sağlama yolunda kullanacağım. Bunu yaparken mensubu olduğum Gaziantep Üniversitesi’ni en iyi şekilde temsil etmenin gururunu yaşadığımı da belirtmek isterim” diye konuştu.

GAÜN’de TÜBİTAK ile Protokol Töreni Düzenlendi

Published in Bizden Haberler

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal Metroloji Enstitüsü arasında, Rektörlük Senato Salonunda düzenlenen törenle işbirliği protokolü imzalandı.

Gaziantep Üniversitesi Rektör Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun ve TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitü Müdürü Doç. Dr. Fatih Üstüner tarafından, nitelikli temel ve ürüne yönelik uygulamalı bilimsel, teknolojik araştırma ve projeler yapmak, Türkiye için kritik olan teknoloji alanlarında uzman araştırmacı yetiştirmek, üniversite öğrenci ve öğretim elemanlarının sanayinin ihtiyaçlarını tanımasına olanak sağlamak ve üniversite öğrencilerine Ulusal Metroloji Enstitüsü’nde staj imkânı vermek üzere karşılıklı işbirliği protokolü imzalandı.

Protokol töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun, Gaziantep Üniversitesi olarak Türkiye’de bazı ilkleri gerçekleştirdiklerini, Optik ve Akustik Mühendisliği Bölümü adında önemli bir bölüm açtıklarını ifade etti.

Optik ve Akustik Mühendisliği Bölümünün, Fizik Mühendisliği Bölümü bünyesinde açılmış, Türkiye’de ilk ve yepyeni bir bölüm olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Coşkun, “Fizik mühendisliğinde çok iyi bir kadromuz var. Son zamanlarda fizik mühendisliğine rağbetin azaldığını görüyoruz. Hâlbuki fizik temel bölüm olarak vazgeçilmez diye düşündüğümüz bir alan” diyerek, bu alanda bazı yenilenmeler, değişik ekoller ortaya çıkarma gayreti içerisinde olduklarını belirtti.

Prof. Dr. Coşkun, “Fizik Mühendisliği Programı altında Optik ve Akustik Mühendisliği Bölümü açtık. Bu alanlar yeni ama yeni olduğu kadar da güncel. Hayata dair baktığınızda Kongre Kültür Merkezi’nde akustik çalışma gerektiği zaman akustikçi kıtlığının veya çok nadir olduğunu o zaman gördük. Bu işi ilmi olarak yapan insan sayısı çok az. Aynı zamanda optik de yepyeni bir alan. Medikal veya tıbbi alanla ilişkilendirilebilecek, önü açık bir alan olduğunu da düşünüyoruz. Akustik birçok inter disipliner çalışmalara ve uygulamalara meydan verecek bir alan” diye konuştu.

Prof. Dr. Coşkun, “Yeni başladığımız bir programda gelişmiş, ciddi anlamda alt yapısı olan bir kurumla olan işbirliği bizi çok rahatlatacak. Buraya alacağımız elemanların daha iyi yetişmesi, yetkin ve yeterliliklere sahip olan mühendisler olarak çıkması konusunda bizim için büyük bir imkân olacak” diyerek bu işbirliğinin başka yerlere de örnek olacağını söyledi.

TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitü Müdürü Doç. Dr. Fatih Üstüner, Ulusal Metroloji Enstitüsü’nde çalışanların çoğunu Fizikçi ve Kimyacı kökenli kişilerden oluştuğunu belirterek, temel bilimlerle uğraşan üniversitelerdeki öğretim üyeleriyle bağlarını kuvvetlendirmek istediklerini ve Gaziantep Üniversitesi’nden gelen talepten duydukları memnuniyeti ifade etti.

Doç. Dr. Üstüner, “Stajyer olarak öğrencilerin kurumlarda uzun dönemli görev yapması çok isabetli bir karar. 20 Günlük stajda ne öğrenciye faydalı olabiliyoruz ne de öğrenci bize faydalı olabiliyor. Uzun dönemli stajlarda hem öğrencinin iş gücünde faydalanacağız hem de biz öğrenciye tecrübe ve bilgiyi aktarmaya çalışacağız” diyerek, işbirliği protokolünün hem Gaziantep Üniversitesi hem de Ulusal Metroloji Enstitüsü adına hayırlı olmasını diledi.

Protokol törenine; GAÜN Rektörü Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türkay Dereli, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitü Müdürü Doç. Dr. Fatih Üstüner, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü Proje Uzmanı Hüseyin Kaya, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, Fizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necmeddin Yazıcı, Genel Sekreter Ercan Eroğlu ve çok sayıda öğretim görevlisi katıldı.

Törenin sonunda, GAÜN Rektörü Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun tarafından, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitü Müdürü Doç. Dr. Fatih Üstüner ve TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü Proje Uzmanı Hüseyin Kaya’ya günün anısına hediye takdim edildi.